Tenses

  • Çeviri
  • Ekstralar

Lesson 22: Tenses: Present continuous, past simple, future

(Zamanlar: Şimdiki, basit geçmiş, gelecek)

Present Continuous – Şimdiki zaman

Şimdiki zamanı şu anda gerçekleşen eylemler için kullanırız. 

Yapı:

To be + (mastar+-ing) 

olumlu

olumsuz

soru

I

I am playing.

I am not playing.

Am I playing?

he, she, it

He is playing.

He is not playing.

Is he playing?

you, we, they

You are playing.

You are not playing.

Are you playing?

What are you doing now? Şu an ne yapıyorsun?

I am listening to music. Müzik dinliyorum.

What are they doing? Ne yapıyorsun?

They are playing tennis. Tenis oynuyorlar.

What is Ryan doing? Ryan ne yapıyor?

He is watching TV. Televizyon izliyor.

Past Simple – Geçmiş Zaman

Geçmiş zamanı geçmişte gerçekleşmiş eylemler için kullanırız.

Düzenli fiiller için yapı: “fiil+ed”

Örneğin,

play played

listen listened

watch watched

olumlu

olumsuz

soru

I

I played

I did not play.

I didn’t play.

Did I play?

he, she, it

He played

He did not play.

He didn’t play.

Did he play?

you, we, they

You played

You did not play.

You didn’t play.

Did you play?

Olumsuz ve soru kalıplarında, to do fiilinin geçmiş zamanını olan did sözcüğünü kullanırız.

What did you do yesterday? Dün ne yaptın?

I listened to music. Müzik dinledim.

I didn’t listen to music. Müzik dinlemedim.

What did they do yesterday? Dün ne yaptılar?

They watched TV. Televizyon seyrettiler.

They didn’t watch TV. Televizyon seyretmediler.

What did Ryan do today? Ryan bugün ne yaptı?

He played tennis. Tenis oynadı.

He didn’t play tennis. Tenis oynamadı.

To be fiilinin geçmiş zamanı düzensizdir.

olumlu

olumsuz

soru

I, he, she, it

I was

I was not

I wasn’t

Was I?

You, we, they

You were

You were not

You weren’t

Weren’t you?

Was it a nice day yesterday? Dün güzel bir gün müydü?

Yes, it was. Evet, öyleydi.

No, it wasn’t. Hayır, değildi.

Were you at home yesterday? Dün evde miydin?

Yes, I was. Evet, öyleydim.

No, I wasn’t. Hayır, değildim.

Simple Future – gelecek zaman

Gelecek zamanı ileri bir tarihte gerçekleşecek olan eylemleri ifade etmek için kullanırız.

İngilizce’de gelecek zamanın iki farklı yapısı vardır: "will" ve "be going to." 

Will

1) Will + fiil

olumlu

olumsuz

soru

I, you, we, they, he, she, it

You will play

You will not play.

You won’t play.

Will you play?

Will you play tennis tomorrow? Yarın tenis oynayacak mısın?

Yes, I will. Evet, oynayacağım.

No, I won’t. Hayır, oynamayacağım.

Going to

2) [am/is/are + going to + fiil]

olumlu

olumsuz

soru

I

I am going to play

I am not going to play

Am I going to play?

he, she, it

He is going to play

He is not going to play

Is he going to play?

you, we, they

You are going to play

You are not going to play

Are you going to play?

Are you going to play tennis tomorrow? Yarın tenis oynayacak mısın?

I’m going to play at 8am tomorrow. Yarın 8’de oynayacağım.

Ne zaman “will” kullanırız?

1) Bir şeyi o anda yapmaya karar verdiğimizde “will” kullanırız.

Örnek:

What would you like to drink? Ne içersiniz?
I will have a cup of tea, please. 
Bir bardak çay alayım lütfen.

2) Uzak gelecekle ilgili tahmin yürüttüğümüzde “will” kullanırız.

I think he will get better soon. Yakında iyileşeceğini düşünüyorum.

3) Teklif veya sözlerde “will” kullanırız.

I will meet you around noon. Seninle öğle civarı buluşacağım.

Ne zaman “going to” kullanırız?

1) Planlanmış eylemlerde “going to” kullanırız.

I’m going to wear a shirt tonight. Bu akşam gömlek giyeceğim.

2) Yakın gelecekle ilgili tahmin yürüttüğümüzde “going to” kullanırız.

Watch out! You’re going to fall! Dikkat et! Düşeceksin!

Zaman ve mekan bilindiği durumlarda, gelecek planlardan bahsederken, Şimdiki Zaman’ı da kullanabiliriz. 

  • I’m meeting her tomorrow at 9 o’clock. Onunla yarın saat 9’da buluşuyorum.

  • We’re celebrating his birthday next Saturday. Onun doğum gününü gelecek cumartesi kutluyoruz.

Konular